Garip Tarihçinin Garip Şeyhi

Yorum bırakın

Temmuz 8, 2012 · 14:19

Çakma Tarihçinin Çakma Şeyhi Nazım Kıbrisi


Bir taraftan dini ve milli değerlerden dem vurup diğer taraftan bu değerlere küfreden Kadir Mısıroğlu, aslında dini eğitimi olmayan bir laf cambazıdır. Bir insanın dini bilgisi olmadan din hakkında konuşabilmesi esaslı bir arka planı bulunmayı gerektirir.

Mısıroğlu’nun dini konulardaki yorumlarına bakarak kısa bir kaynak araması yapıldığında karşımıza Nazım Kıbrısi çıkmaktadır. Evet Mısıroğlu’nun beslendiği kaynak, şeyhi Nazım Kıbrısidir. Kıbrısi’nin ismi ise genellikle sansasyonel konularla gündeme gelmektedir. Son olarak CNN Türk televizyonunda canlı yayında küfretmesi, Kadir Mısıroğlu’nun kendisine uygun bir şeyh seçtiğini göstermesi bakımından dikkat çekici.

Burada dikkat çeken Mısıroğlu’nun İstiklal Şairimiz Mehmet Akif’e ettiği “PEZEVENK” küfrünün Kıbrisi’den de aynen duyulması. Bu bile Kıbrısi’den “el aldığının” bir kanıtı zaten.

Mısıroğlu’nun, Kıbrısi’yle olan tanışıklığı yurtdışında geçirdiği döneme rastlamaktadır. O kadar sıkı şeyh mürit ilişkisine sahiptirler ki, aralarından su sızmıyor denebilir. Mısıroğlu’nun sadece kendisinin Kıbrısi’ye muhabbeti yoktur. Ailesini de bağlamıştır Kıbrısi’ye. Hanımı Aynur Mısıroğlu Kıbrısi hakkında yüceltici mahiyette yazılar kaleme almıştır. Kızı Mehlika Mısıroğlu işi daha da ilerletip Kıbrısi’yi anlatan bir kitap yazmıştır.

Kitabın tanıtımında geçen sözler ailenin Kıbrısi’ye düşkünlüğünü ortaya koymaktadır. Efendimiz Mubarek Ashabı için ‘ashabım yıldızlara benzer, hangisini takip etseniz doğru yolu bulursunuz’ buyurdular. Şeyh Muhammed Nazım Adil El-Kıbrisı El-Hakkani Hazretleri maneviyat semasının en büyük yıldızlarından biri olan Hz. Ebubekir’in etrafındaki nakşi yıldız kümesindeki en parlak yıldızlardan biridir…” sözleri ailedeki Kıbrısi hayranlığını göstermektedir.

Ne diyelim, bir tarafta ulu orta küfreden bir şeyh, diğer tarafta milli değerlere küfreden bir mürit!

Yorum bırakın

Filed under Uncategorized

Hakarette Sınır Tanımayan Küfürbaz Kadir Mısıroğlu

Yorum bırakın

Temmuz 8, 2012 · 14:11

Sahte Evliya Kadir Mısıroğlu

Yorum bırakın

Temmuz 8, 2012 · 12:03

Kendini Evliya sanan Zavallı

Kendini Evliya Sanan Bir Zavallı

Çakma tarihçi Kadir Mısıroğlu kendisine bir şeyh edası verebilmek için yayınladığı biyografisine doğumundaki ve çocukluk yıllarındaki olağanüstülükleri yazmayı ihmal etmemiş, neredeyse kendisini evliya ilan etmiştir.

Sözleri aynen şu şekildedir “1933 yılı Ramazan-ı Şerifi’nin yirmiyedisinde yani “Kadir Gecesi” seher vakti Dünya’ya gelmişim. O saat mahallemizin Câmii Şerifinde âdet üzere “Seher Mukabelesi” okunuyormuş. Bu mukalebeyi takib etmekte olan babamın kulağına o anda müjdeyi fısıldamışlar ki, tam “Sûre-i Kadir” okunuyormuş. Bu sebeple ismimin “Kadir” olarak konulmasını gönlünden geçirmiş. Vâlidemin anlattığına göre hiç ana sütü emmediğimden, çocukken gâyet cılızmışım. Hatta bu sebeble dört yaşına kadar yürüyememişim. Bir gün kapıya gelen dilenci kılıklı biri Vâlideme: Bu çocuk neden hep oturuyor? diye sormuş. vâlidem de cılızlıktan yürüyemediğimi izah edince adam: Siz buna bir kurban kesiniz, kurbanın kanıyla kendisini belden aşağıya yıkayınız, kan vücûdunda üç gün kalsın. Üç gün sonra normal su ile yıkayıp kanları temizleyiniz. Allah (c.c.)’ın izniyle yürür!.. demiş. Vâlidem kendisine ikram için odaya girip çıktığında kapıdaki bu zatın kaybolduğunu görmüş. Bu işte bir fevkalâdelik olduğunu düşünerek o gün adamın dediğini yapmış ve böylece yürümüşüm.”

Kendi kaleme aldığı biyografisinde geçen hususlar bu şekilde. 1933 Ramazan-ı Şerifi’nin 27’sinde, yani Kadir gecesinde doğduğunu belirterek dünyaya gelişine manevi bir hava katmak isteyen Kadir Mısıroğlu, belli ki kendisine hiç olmazsa bir “evliya”lık statüsü biçmek istiyor. Oysa en iyi bildiğini iddia ettiği “tarih”, Kadir Mısıroğlu’na adeta “sen sahtekar bir yalancısın!” diyor.

Kadir Mısıroğlu gerçekte ne Kadir gecesinde, ne de Ramazan-ı Şerifte doğmuştur. 5 Ağustos 1933’te, yani konuşmalarına yapmacık bir tarihi hava vermek için kullandığı hicri takvime göre 13 Rebiülahir’de doğmuştur. Sahtekar tarihçinin “pederim ben doğduktan birkaç ay sonra nüfusa kaydettirmiş” dediğini duyar gibiyim. Oysa hicri takvime göre Rebiülahir, Ramazan ayından 5 ay öncesine rastlamaktadır. Yani kayıtlara göre çakma tarihçi “doğduğunu belirttiği 27 Ramazan’dan 5 ay önce, 13 Rebiülahir’de” dünyaya gelmiştir.

Mısıroğlu’nun yalanları “manevi bir gecede dünyaya geldiği” ile sınırlı değil. Yine kendisinin kaleme aldığı biyografisinde “Sık sık anma günleri yapar, Mehmed Akif, Kazım Karabekir ve hatta Mareşal Fevzi Çakmak için bile mevlüd okutmaya varan, alakalar içinde davayı terennüm etmeye çalışıyordum” diyerek Mehmet Akif hayranı olduğunu belirtiyor. Ey ikiyüzlü sahtekar! Madem o kadar Mehmet Akif hayranıydın, bugün o merhuma ve yazdığı İstiklal Marşı’na ettiğin küfürlerin, güttüğün kinin sebebi ne?

Yorum bırakın

Filed under Uncategorized

Alman İstihbaratının adamı Kadir MISIROĞLU

Alman İstihbaratının Adamı Kadir Mısıroğlu

Hukuk Fakültesi mezunu olması ve tarih bilimine dair hiçbir eğitimi bulunmamasına rağmen Kadir MISIROĞLU kendisini tarihçi yazar olarak tanıtmakta, tarihle ilgili yazdığı kitaplar ve konferanslarıyla ahkam kesmektedir.

Yakın çevresi tarafından bile tarih bilgisinden yoksun olduğu ifade edilmektedir. Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Yeni Mesaj Gazetesi yazarı Muharrem BAYRAKTAR Mısıroğlunu Talihsiz bir Tarihçi olarak nitelendirmektedir.

“Mısıroğlu tarihçidir ama tarih bilimi açısından ‘talihsiz’ bir tarihçidir. Varlığını ‘devletin temellerine, Atatürk’e, askere hakaret etme üzerine bina etmiş bir tarihçidir.” (Yeni Mesaj Gazetesi, Muharrem BAYRAKTAR, 10.07.2010)

Özellikle 80 darbesi öncesinde Atatürk başta olmak üzere Türk tarihine damgasını vuran şahıslara yönelik küfür dolu yazıları ve konferansları nedeniyle hapsi boylamıştı. İlk vukuatına lise yıllarında bir Atatürk resmini yırtarak başlayan Mısıroğlu, bu eylemi sonrası okuldan uzaklaştırıldı. 1970’de Atatürk ve laiklik aleyhtarı konuşmalarından dolayı (7) yıl hapis cezasına çarptırıldı. 1974’teki afla hapisten çıkmıştır.

Hapis sonrasında yeniden tutuklanacağı korkusuyla Almanya’ya kaçmıştır. 1983’te Bakanlar Kurulu kararıyla vatandaşlıktan çıkarılan Mısıroğlu, Almanya’da da Atatürk, laiklik ve Türkiye aleyhinde yaptığı açıklamalara devam ederek Cemalettin Kaplan’dan sonra adeta ikinci bir “Kara Ses” olmuştur.

Alman istihbaratı, Türkiye üzerine yıllardır oynadığı oyunların baş aktörleri arasında yer alan ve 28 Şubat döneminde Türkiye Cumhuriyeti ve rejimi aleyhindeki Almanya’dan yaptıkları açıklamalarla haber bültenlerinin esaslı malzemelerinden olan Kaplancılar’ın yanında Kadir Mısıroğlu’nu da palazlandırmış, Türk yargısından kaçan Mısıroğlu’na kucağını açarak Almanya’da büyük bir servet edinmesinin önünü açmıştır. Almanların hiçbir menfaati karşılıksız sağlamadığı göz önüne alınırsa Mısıroğlu’ndan neler talep ettikleri ancak bugün anlaşılabilmektedir.

Almanya’da ticarete atılan ve birçok Müslümanı ikna ederek sucuk şirketi kuran Mısıroğlu, Türkiye’ye girişinde herhangi bir engel kalmayınca ortaklarının paralarını gasp ederek 1991’deki afla Türkiye’ye geri dönmüştür. Yurtdışında bulunduğu süre zarfında Türkiye’de hakkında açılan birçok dava zamanaşımına uğramıştır.

Son dönemde başkanı olduğu Osmanlı İlim İrfan Vakfı ve sahibi olduğu Sebil Yayınevi etrafında faaliyet göstermektedir. Çıktığı televizyon programlarında Atatürk’e hakarete varan konuşmalarına devam ederek provokatif açıklamalarını sürdürmekte, Atatürk’ün Osmanlı’yı yıktığını ve babasının belli olmadığını söyleyecek kadar ileri gidebilmektedir.

Atatürk’e hakaretler yağdırırken, Mustafa Kemal’in baş düşmanı olan İngiliz yanlısı Rıza Nur’u ise kahraman bir vatansever olarak tanımlamaktadır. İnternette herkesin ulaşabileceği şekilde yayınlanan bu videolarla ilgili -her nedense- hakkında hiç bir soruşturma açılmamıştır. Yoksa Atatürk’e hakaret suç kapsamından çıkarılmış mıdır?

Yorum bırakın

Filed under Uncategorized

Hürriyet Gazetesi’nin yıllar önce gündeme getirdiği konu

Hürriyet Gazetesi’nin yıllar önce gündeme getirdiği konu

Yorum bırakın

Temmuz 8, 2012 · 11:36